Ahmet Altan E-Book



Ahmet Altan ın ikinci romanı olan Sudaki İz, ilk kez 1985 yılının ortalarında Can Yayınları arasında çıkmıştır. Büyük bir ilgiyle karşılanan roman, yedi ay gibi kısa bir süre içinde üçüncü basımına ulaşmıştı. Bu son basımın üzerinden iki ay geçtikten sonra kitap toplatıldı. Yargılama iki yıl sürdü. Sonunda İstanbul 2. Aslye Ceza Mahkemesi kitaptaki iki buçuk sayfalık bir bölümü müstehcen bularak, kitabın zoralım ve imha sına karar verdi. 

Kesinleşmiş mahkeme kararlarını yayımlamak, yasalarımıza göre yeni bir suç oluşturmuyor. Daha sonra, işte bu güvenceyle Sudaki İz in dördüncü basımının başında, adı geçen mahkeme kararını da ekledik. İki buçuk sayfası yüzünden kitabın bütününün sonsuza dek yok sayılmasına gönlümüz razı olmadığından ve özgür bir düşünce ve yaratım ortamının geleceğine de inanarak, Sudaki İz in suçlu sayılan satırlarının üzerini siyah utanç bantlarıyla kapattık, yani suç öğesini ortadan kaldırdık ve kitabın yeni basımlarını böyle hazırladık. Mahlkemenin sakıncalı bulduğu cümleleri içeren kararını da kitabın başına ekledik. Bitkisel hayata sokulmuş bir kitaba, biraz oyuncaklı da olsa, yeniden can vermenin sevinci içindeyiz. 
---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Bazen en büyük öfkeyi en çok sevdiklerimize duyarız.
Bazen en yakınlarımız en çok acıtır canımızı.
Bazen en tutkulu aşkla bağlı olduğumuzdan en vahşi intikamı almak isteriz.
Bazen kendi duygularımızdan bile kuşkuya düşeriz.
Bazen sevdiğimiz kuşkulandırır bizi.
Sevgiyi, aşkı mutluluğu saf ve lekesiz bir biçimde ele geçirmeyi başaramayız. Hayat, bütün izlerin birbirine karıştığı ürkütücü bir ormana benzer bazen. Böyle zamanlarda bir ses, bir işaret, bir yardım ararız yaşadıklarımızı ve bize yaşatılanları anlayabilmek için.
Bizim yaşadıklarımızı başka yaşayanlarda var mı merak ederiz.


---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Kısa sürede çok ses getiren Kılıç Yarası Gibi, Ahmet Altan 'ın romancılığında farklı bir aşama; tarihe değişik bir bakış açısıyla bakan, onun insan yüzünü gören bir çalışma. Klasik romanın yeniden doğuşu diyebileceğimiz Kılıç Yarası Gibi insanı, insan ilişkilerini, duygularını ve aşkı derinlemesine işleyen, yoğun içerikli bir roman.
On dokuzuncu yüzyıl sonlarında, Ermenilerin Osmanlı bankasını basmaları ve romanın başkişilerinden Şeyh Efendi'nin düğünüyle başlayan roman örgüsü, yirminci yüzyıl başındaki Osmanlı döneminin tarihini, tarihsel kişilerini, siyasal ve askeri gelişmelerini fon alarak, bir yandan Şeyh Efendi'nin, öte yandan saray erkanından Reşit Paşa'nın ailesinin alabilidiğine renkli ve gizemli bir biçimde birbirine bağlı yaşamlarını izliyor, roman boyunca titizlikle örülmüş bir dantel gibi işliyor.
Bu romanı benzersiz kılan, kendi dilini yaratmış olmasının yanında, yakın tarihimizin gölgede kalmış pek çok olayına ışık tutarken, kurmacayı müthiş bir ustalıkla gerçeklerle yoğurmuş olması. Kılıç Yarası Gibi okura 'çoktandır özlediğim, okumak istediğim roman' dedirtecek türden bir çalışma. İnanıyoruz ki, yalnız Türk edebiyatında değil, dünya edebiyatında da hak ettiği yeri bulacak. 
---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Yakın tarihimize damgasını vuran 31 Mart Vakası'nın çevresinde gelişen İsyan Günlerinde Aşk. insanın en derinlerinde saklı olan duyguları bile şaşırtıcı bir aydınlıkla gösteren bir roman.
İnsanları ustalıkla aydınlatırken tarihin de onlar gibi sırları, yalanları, ihanetleri, asla açığa çıkarmaya yanaşmadığı karanlık yanları olduğunu hatırlatıyor.
İsyan Günlerinde Aşk, bütün bir yüzyılı sarsan bir ayaklanmanın içinde yaşayanların aşkları, tutkuları, acılarıyla dokunmuş. Bu kitabı okuduktan sonra bir daha unutamayacaksınız.
Aşkı ve insanı pek az yazar onun gibi anlatabildi...



---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Siz kendi duygularınızın kölesisiniz, herkes gibi.
Ama size hükmeden bu duyguları tanıyamaz, ne zaman, nerede, nasıl ortaya çıkacağını bilemezsiniz.
Bir aşk, bir öfke, çıldırtıcı bir kıskançlık, dayanılmaz bir özlem bazen karanlıkların içinden çıkıp sizi esir alabilir.
Bazen, bir başka insan için kendinizden vazgeçebilirsiniz.
Bazen öfkeyle kamaşır içiniz.
Kendi bilinmezliğinizle yaptığınız bu karmaşık dansta adımlarınızı ayarlamak için size yardım edecek olan edebiyattır.
Size, sizi, hayatı, insanları, duyguları anlatan edebiyat.
Ahmet Altan, bu kitabıyla hayatın ve insanın derinliklerindeki bütün duygu kıpırtılarını ışığa çıkartıyor.
Okuyacağınız her satırdan kendinize ya da bir tanıdığımıza ait bir duygunun izini, macerasını bulacaksınız.Bu kitabı okurken, kendi hayatımızın hikayesini dinleyeceksiniz.

---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Ahmet Altan, yalnızca duyguların, tutkuların değil, düşüncelerin de yazarı. Birçok insanın sustuğu, susturulduğu, sindirildiği dönemlerde, düşüncelerini açıkça yazmaktan, inandıkları için mücadele etmekten çekinmeyen; defalarca yargılanıp mahkum olsa da düşüncelerinden asla taviz vermeyen güçlü bir kalem.

Kalabalıkların, sessizliğin karanlığına çekildiği zamanlarda toplumun vicadın olmayı başaranlardan biri. Ve Kırar Göğsüne Bastırırken'de, düşüncelerini her zaman insan duyarlılığının sıcaklığı ile ifade etmeyi başarmış olan Altan'ın, hayatımıza, geçmişimize ve geleceğimize ışık tuttuğu, kaygılarımızı ve umutlarımızı dile getirdiği yazılar var. Romanlarında insan ruhunun derinliğini, insanın kederini, hüznünü, coşkusunu anlatan Altan'ın bu kitabı, toplumun söylenmesi yasaklanmış acılarına, bastırılmış sevinçlerine, gölgede bırakılmış sırlarına eğiliyor.




Blogger tarafından desteklenmektedir.